Allah rahmandır
Dua

İslamın üstün bir din oluşu ve tam teslimiyet

Allah’a hamd, Peygamber Efendimiz’e salât ve selâm ile sözlerime başlamak istiyorum.
Sakarya Üniversitesinin sayın rektörü, Sayın İlahiyat Fakültesi
Dekanı, Sayın Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı, öğretim üyesi arkadaşlarım ve aziz talebelerimiz! İslâmî İlimler
Araştırma Vakfı adına sizleri selâmlayarak toplantıyı açıyorum.
Fakülteyi tanıtım filminde sayın dekanımızın Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin birçok özelliğine işaret ettiler. Bunlardan biri “Fakültemiz Türkiye İlahiyat Fakülteleri içinde ilk beşlerde yer alıyor” dedi. Bu hakikaten takdire şayan bir husustur. Diğer bir özellik
olarak da: “Mezunlarımız ilk sıralarda iş bulma imkânını buluyorlar”
dedi. Bu da önemli bir vasfın belirtilmesidir.

Vakfımız İSAV, gerçekten tıpkı 1970’de düşündüğümüz gibi
üniversite, özel teşebbüs yakınlığı ve işbirliğini gerçekleştirmek üzere
gördüğünüz faaliyetleri ifa etmek üzere kurulmuş bir vakıftır.
Benim kanaatime göre kendi yapabileceğinin en iyisini ortaya
koyabilmiştir. Her alanda böyle vakıfların çoğalması ve üniversitelerle
işbirliği içinde üniversitelerin fonksiyonlarını tamamlaması biçiminde
bir faaliyet sürdürmeleri gerikir temennisinde bulunmak istiyorum.
Programa gelince, sunulacak tebliğler konuları içinde “Hanım
Sahâbeler Ve Bunların Fonksiyonları” nın ele alınmadığını gördüm.
Bu konu, üzerinde durulması gereken bir husustur. Çünkü hanımlar
arasında da İslâm’ın ilk ayakta duruşunu sağlayan çok kıymetli hanımefendiler vardır. Bir diğer diğer husus, tebliğciler arasında bir tek
hanımı görüyoruz. İlahiyat Fakültelerinin sayısının seksen olduğunu
duydum. Bunların içinde çok kıymetli hanımefendi akademisyenlerin
de bulunduğunu biliyoruz.

islamın son din oluşu

islamın son din oluşu

Bu toplantımızda on üç tebliğ sunulacak ve on üç de
müzâkerecisi var. Gerek tebliğci, gerek müzâkereciler seçkin insanlar.
Bu açılış oturumuna Kur’ân-ı Kerim tilavetiyle başlıyoruz. Daha sonra açılış konuşmaları yapılacak. Şimdi Kur’ân-ı Kerim tilavetinde bulunmak üzere, Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim
Görevlisi Mûsâ ÖZİŞ’i mikrofona davet ediyorum.

Sayın Din İşleri Yüksek Kurulu başkanım, sayın Rektörüm, sayın dekanım, şehrimizin değerli yetkilileri, Ülkemizin muhtelif fakültelerinden gelen saygı değer ilim ve fikir adamaları, değerli hocalarım, sevgili öğrencilerimiz ve kıymetli misafirler! Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Toplantımıza hoş geldiniz, şeref verdiniz, bizleri bahtiyar ettiniz. Toplantıyı tertip eden heyet adına kalbi şükranlarımı arz ederim.

Saygıdeğer misafirler! Onbeşinci asrını yaşayan İslam toplumu

malum olduğu üzere Yüce Allah’ın son nebisi ve son rasülü Peygamber’imizin mubarek ve mukaddes önderliğinde varlık sahnesine çıkmışlardır. Bu toplumun ilk nesli bizzat Hz. Peygamber’in yaşayan
önderliği ve örnekliğinde yetişmişlerdir. Bunların üzerinde bu rehberlik çok belirgin ve değiştirici etkileri olmuştur. Bunun sonucu sahâbe nesli Kur’an’da, sünnette ve tarih sahnesinde ve mü’minlerin
gönlünde müstesna ve mümtaz yerini almış bulunmaktadır. Sırası
geldiğinde bu nesilde engin nebevî hikmet ve feyzin menbaının bir
yansıtıcısı olarak islam medeniyetinin hemen hemen her alanında
büyük etkiler yapmıştır.
Denebilir ki, islam tarihi bir çok yönüyle bu neslin yaşadığı
dönemin adeta bir açılımı durumundadır. Bundan dolayıdır ki,
sahâbeyi iyi tanımak islam tarihini iyi tanımak demektir. Bundan
dolayıdık ki sahâbeyi doğru tanımak islam ümmetini doğru tanımak
demektir. Bundan dolayıdır ki, sahâbeyi iyi tanımak, sahâbeyi iyi anlamak İslamı büyük ölçüde iyi anlamak demektir.
İslam’ın temel özelliklerini iyi muhafaza edip sonraki nesle aktaran sahâbe nesli Hz. Peygamber’in zamanından sonra Çin’den Atlas
Okyanusu’na kadar geniş bir coğrafyaya yayılmış ve yeni yönetimlerin muallimi görevini üstlenmiştir. Bütün bunlar gösterir ki, sahâbe
neslinin ve döneminin önemi çok büyüktür. Bu önemine binaendir ki,
sahâbe her dönemde izlenmiş, günümüzde de sahâbeye yönelik farklı alaka ve kanaatler sıkça görülmeye başlanmıştır.

Saygı değer misafirler! Bu hususta sahâbe neslini ilmî toplantılarla ele almaya büyük bir iştiyak bulunduğunu göstermektedir. Buna rağmen ülkemizde şimdiye kadar sahâbeyi değişik yönleriyle ele
alan kapsamlı bir ilmi toplantı veya sempozyum yapılmamış bulunmaktadır.
Değerli dost ve ilim adamı Prof. Dr. Bedreddin Çetiner beyin
hadis alanında İslami İlimler Araştırma vakfıyla müşterek bir toplantı
yapma teklifiyle böyle bir kanaat oluşmuştur. Ancak konunun genişliği dolayısıyle konuyla ilgili bir kaç toplantı yapma zarureti de ortaya çıkmıştır. Neticede sahâbe hakkında bir dizi ilmi toplantı yapılma
düşüncesi benimsenmiştir. İşte bu dizinin ilk toplantısıyla huzurunuzdayız. İlk toplantı konusunun kavramsal çerçevesinin belirlenmesine yardımcı olması bakımından “Sahâbe Kimliği ve Algısı” konusunda yapılmasına karar verilmiştir.

Muhtemelen sayın oturum başkanı Salih Tuğ hocamızın işaret

buyurduğu hanım sahâbelerle alakalı bir tebliğ bulunmamaktadır.
İnşallah bu tür konular müteakip toplantılarımızda yer alacaktır.
İki mümtaz kurumun ortaklaşa düzenlemekte olduğu bu toplantı, iki gün boyunca devam edecektir. Toplantıda muhtelif üniversitelerden ilim adamlarından konunun uzmanı hocalarımız tebliğler
sunacak ve müzâkereler yapacaklardır. Bu toplantının konuya açıklık
getirmesini, bilim dünyası için hayırlı sonuçlar ortaya koymasını Yüce Allah’ dan niyaz ediyorum.
Sözlerimin sonunda bu toplantıda samimi iş birliklerini gördüğümüz İslami İlimler Araştırma Vakfı mensuplarına, bahusus vakfın başkanı ve vakıf insanı muhterem Ali Özek hocamıza ve diğer
yöneticilerine, dekanımız Hacı Mehhem Günay beye ve Fakültemiz
mensuplarına bu toplantının yapılmasında bana yardım eden arkadaşlarıma teşekkür ederim. Bu vesile ile sahâbe neslinin mümtaz simalarına da Yüce Allah’dan gani gani rahmetler dilerim. Katılma ve
dinleme lütfunda bulunan siz misafirlerimize de teşekkür eder selam
ve saygılarımı sunarım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir