islam medeniyeti incelemesi
Fıkıh

İSLAM MEDENİYET TARİHİ İNCELEMESİ

Medeniyet kelimesi, “bir yerde yerleşme, ikamet etme” anlamındaki “ مدنME-DE-NE” kökünden gelmektedir. Şehirleşme ile sıkı sıkıya bağlı olan medeniyet, aynı kökten gelen “Medine” kelimesi ile yakın alakalıdır. Medenî”; “şehirli, şehre ait, şehre özgü”; “medeniyet ise “şehirlilik, yerleşik hayat, iyi ve müreffeh yaşama” anlamlarına gelir. İslam medeniyetinin filizlendiği zeminin, muhitin, merkezin adı da şehir anlamındaki Medine’dir.

            Medeniyet kelimesi Batı düşüncesindeki civilisationteriminin ifade ettiği anlamı karşılamak üzere Osmanlının son dönemlerinde (XIX. yy.) kullanılmıştır.

            Türkçede ilk yerleşik hayata geçen Türk boyu olan Uygurlara atfen türetilen uygarlıkkavramı da aynı anlamda kullanılmaktadır. Ayrıca başka bir görüşe göre de uygarlık kelimesi, “belli kurallara uyarak şehirde yaşayan halk” anlamına gelen Uygur’dan türemiştir.

            Arapçada medeniyet kavramı için umrân ve hadare/hadaret kelimeleri kullanılmaktadır.

  1. İlerleme, refah, mutluluk, bayındırlık, bayındırlaşma anlamına gelen umrânsosyo-politik durumu ve yapıyı ifade etmek üzere kullanılmıştır.
  2. İmar (bir yeri mamur kılmak, şenlendirmek ve bayındır hale getirmek),
  3. İmaret (bayındırlık)

d.Ma’mûre(bayındır, şenlikli yer, şehir, kasaba) kelimeleri de aynı kökten gelmektedir.

Medeniyet, en genel anlamda, insanların bir nesilden diğerine aktardıklarının toplamıdır. Bunlar siyasî, sosyal, ekonomik faaliyetler ve kurumlar; yazının icadı, matbaanın icadı gibi buluşlar olabileceği gibi; hoşgörü, güven gibi değerler ve kavramlar da olabilir.

Medeniyet ile doğrudan alakalı bir kavram da, kültürdür. Kültür, insanı diğer canlılardan ayıran yaşam tarzı, insana özgü bilgi, inanç ve davranışlar bütün ile bu bütünün parçası olan maddi nesnelerdir. Başka bir ifade ile toplumsal hayatın dil, düşünce, gelenek, semboller, işaret isimler, kurumlar, kanunlar, aletler, teknikler ve sanat eserleri gibi her türlü maddi ve manevi ürünleridir. Bazı araştırmacılar medeniyet ile kültürün birbirinden ayrılmasının mümkün olmadığını söylemektedirler. Genelde bazı bakımlardan daha gelişmiş kültürleri diğerlerinden ayırmak için medeniyet kavramı kullanılmaktadır.

Medeniyetleri bu düzeye gelememiş diğer kültürlerden ayıran bazı temel özellikleri şöyle sıralayabiliriz:

  1. Yazının kullanılması,
  2. Şehirleşme,
  3. Siyasî ve toplumsal teşkilatlanma,
  4. Ekonomik alanda işbirliği/işbölümü,
  5. Uzmanlaşmanın artması.

Bu özellikleri göz önüne aldığımızda medeniyetleri, “yaygın olarak yazının kullanıldığı, şehirlerin ortaya çıktığı, siyasî teşkilatlanmanın bulunduğu ve ekonominin geliştiği” kültürler olarak tarif edebiliriz.

Batı literatüründe medeniyet kavramının karşılığı XVIII. yy.’ın ortalarından itibaren (ilk defa Fransa’da 1757’de M. Mirebeau tarafından ve daha sonra da İngilizcede) kullanılan kelime civilisationdur. Almanya’da ise aynı anlamı ifade etmek üzere daha çok kültür terimi kullanılmıştır. 

islam medeniyeti hakkında bilgiler

Batıda kültür ve medeniyet kavramlarının gelişimi şöyle olmuştur: Aslında tahıl ve hayvan yetiştiriciliği anlamına gelen kültürzamanla insan kabiliyetinin geliştirilmesi, inceltilmesi ve iyileştirilmesi anlamında kullanılmaya başlamıştır. Kültürün karşısına XVIII. yy’da civilization kavramı rakip olarak çıkmıştır. XVIII. yy’daAydınlanma Felsefesi civilisation kelimesine kaçınılmaz bir tarihî ilerleme anlamını yüklemiştir. Bu dönemde kültür ve medeniyet henüz birbirinin yerine kullanılan kavramlardı. Ama kültür kavramı inançları ve dini ihtiva ederken, medeniyet Aydınlanma düşüncesi doğrultusunda yalnızca din dışı ilerlemeyi ifade ediyordu.

Kültür ve medeniyet arasındaki farklılık ve giderek karşıtlık XVIII. yy’ınsonuna doğru ortaya çıkmıştır. Bu ayrışmaya göre kültür, insanın içsel olgunlaşmasını, medeniyet ise, dışsal gelişmesini, tabiat üzerindeki hâkimiyetini belirtmek için kullanılmaya başlandı. Daha ileri dönemlerde ise, uygarlığakarşı kültür, dış yerine iç zenginliği savunanların sloganı haline geldi. Mekanikuygarlığa karşı doğal kültür, bedenî hazlara karşı ruhî olgunlaşma, Avrupa saraylarının savurgan ve gösterişli hayatına karşı kırsal hayatın sadeliği, aristokrasinin çok milletliliğe ve kozmopolitliliğe karşı halkın milliyetçiliği öne çıktı.

Aslında medeniyet ile kültür birbirinin karşıtı değil tamamlayıcısıdır. Ancak medeniyetin kültürden daha kapsamlı bir özelliği vardır. Çünkü onu kuşatır ve çerçevesini belirler. Değişen şartlarda kültürde eksik olan veya değişme zorunluluğu olan hususlar medeniyet dairesinde içinde tanımlanır ve değiştirilebilir.

Bu bakımdan medeniyetin kuşatıcı, yapılandırıcı, seçici ve özümleyici çerçevesi önemlidir. Mesela medeniyet çerçevesi yok sayılırsa kültür, yabancı kültürlerin, örneğin İslam medeniyetine mensup toplumlarda, İslamî değerlere aykırı hususların istilasına uğrar. Medeniyet çerçevesi sarsılan kültür, değerlendirme ve seçme gücünü kaybeder. Medeniyet bilinci ve unsurları sarsıldığı için yüksek düşünce ürünleri alınamaz, ama olumsuz öğeler kolayca girer. Çünkü olumsuz hususları benimsemek için düşünce yüksekliğine ve irade gücüne ihtiyaç yoktur.

 

Medeniyetlerin Doğuşunda Etkili Olan Faktörler

  1. Coğrafya/İklim: Coğrafyanın sunduğu avantajlar ve insan eliyle değiştirilmiş coğrafî çevre medeniyetlerin doğuşuna olumlu katkılar sağlar. Medeniyetin kurulacağı coğrafya, başta insan olmak üzere canlı varlıkların hayatiyetlerini kolaylıkla sürdürebilecekleri iklimde, ticaret yolları üzerinde, işlenebilir ve hâkimiyet altına alınabilir olmalıdır.
  2. İnsan unsuru: Şuurlu, üretici, girişimci ve topluma ters düşmeyen bir grup aydın var olmalıdır.
  3. Toplum: İnsan unsurunun, yani aydınların ürettiklerini kabul eden ve gönüllü olarak destekleyen bir toplum bulunmalıdır. Aydınları gönüllü desteklemeyen/eliti kendisine ters düşen bir halkın siyaset, iktisat, ilim ve sanat (fen) alanlarında başarılı olması beklenemez.
  4. İktisadî şartlar: Temel biyolojik ihtiyaçlar olan su ve yiyecek kaynaklarının temin edilip kontrol altına alınması, üretimde kullanılacak aletlerin yapımı ve düzenli kurumların oluşturulmasını intaç eder. Bunlar sağlanmadan barbarlıktan medeniyete geçilemez.
  5. Yer değiştirme/hicret/göç: Tarih boyunca hicret, yeni medeniyeti, ilerlemeyi meydana getiren en büyük faktörlerden birisi olmuştur. Bilinen tüm medeniyetler, göçlerden sonra kurulmuştur. İslam medeniyetinin hicretten sonra Medine’de teşekkül etmesi, Anadolu’ya göç eden Türkler sayesinde Türk-İslam medeniyetinin ortaya çıkması gibi.
  6. Şehirleşme: Medeniyet şehir hayatında ortaya çıkmaktadır; ancak medenî olma, şehirli olma, yalnızca şehirde yaşama şeklinde olmasa da, medenî olmak, şehir yerleşimi aşamasına ulaşmış olmayı gerektirmektedir. Ayrıca ilim, felsefe, sanat, icatlar, sanayi, ticaret, fikir alışverişi gibi hususlar daha ziyade şehirlerde canlanıp gelişir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir