peygamberimizi sevmek adına neler yapılabilir
Fıkıh

Genel anlamıyla sünnet

Genel anlamıyla sünnet (gelenek), Allah’ın hükmünün somut bir
şekilde gerçekleştiği bir zemin olması itibariyle, dikkate alınmalıdır.
Anlamın gerçekleştiği zeminin kaybedilmesinin, salıili olarak tezahür ettiği
kabul edilen anlamdan uzaklaşılınasına yol açacağı düşüncesiyle Tabifuı ve sonrakilerin, kendilerinden önceki uygulamayı (Sünnet), dikkate aldıkları ve geleneğin dışına çıkmamaya özen gösterdikleıi bilinmektedir. Hatta denilebilir ki, “gelenekçilik”, hadis ve rey ekallerinin oluşturduğu Ehl-i Sünnet çizgisinin belirgin
vasfidır. Sünnetin değeri, sahabenin adaleti, sahabe söz ve uygulamalarının değeri gibi konulardaki tartışmalar bu varsayım çerçevesinde değerlendirilmelidir. s
Geleneği daha az önemli görerek veya önemsizleştirerek nass öncelikli düşünmeyi veya doğrudan nassa (ayet ve hadis metinlerine) dönmeyi öneren ‘fondamentalist’ eğilimler de vardır. Hariciler ve Bağdat Mutezilesi bunların başında gelir. Ayrıca Şafii ve zahirilerin de bu yönde temayülü olduğu bilinmektedir.
Farklı boyutlarda da olsa, temel varsayımları itibariyle geleneğe tavır alan bu
eğilimlerin, orta ve geç dönemde ortaya çıkan kimi aşırılıklara zemin hazırladıkları veya hiç değilse zemin teşkil ettikleri rahatlıkla söylenebilir.
4. Külliyat-ı şeria (temel amaçlar ve genel ilkeler) anlam ve hükınün
kriteridir.
Bütün hükme ulaşma çabalarının ve şer’! hükümleri metinsel, dilsel esaslara oturtma işinin en üst kriteri külliyat-ı şeria’dır (genel ilkeler). Külliyat-ı şeria
deyimi, genel olarak canın, malın, ırz ve namusun, aklın ve dinin korunmasını
anlatır. Ancak deyimin kullanımı bu anlamla sınırlı olmayıp, sözü edilen değerlerin korunmasım sağlayacak olan ve dinin amaçları dairesinde yer alan başka
ilkeleri de ifade ettiği söylenebilir. Literatürde yer alan “kıyasu’ş-şer”‘ deyimi de
benzer içerikle kullanılmaktadır. Esas olan şeriatın amacını teşkil eden bu ilkelere riayet olduğundan, bu genel ilkelere aykırılık taşıyan veya öyle görünen tikel ayet veya hadisleıin anlamlarında bu ilkeler doğrultusunda tasarrufta bulunulabilir veya bu anlamlar tamamen terkedilebilir. Sistemlerinde kıyasa yer veren ekallerde bu kriterin kullanımı yaygındır. Ebu Hanife’nin, altı köle hadisindeki (Mü~lim, Eyman, 55) tutumu bunun bir örneğidir.
8 Mutezill bilgin Hayyat’ın, sahabe ve onların velayeti konusunda Mürcie, Mutezile ve ashabu’l-hadis arasında ciddi bir farkın bulunmadığına dair ifadesi için bk. el-İntisar, s. 209.
V. OTURUM • KLASiK ANLAMA YÖNTEMLERİNİN iMKAN VE SINIRLARI 1 295
Usülcülerin, hatta daha genel ifadesiyle, İslam bilginlerinin bütün hükümlerin maslahat eksenli olduğu varsayımı da sözü edilen bu varsayım kapsamında
ele alınabilir. Sürınl, Şii, Mutezili, Zahiıi bütün ekoller şer’i hükümlerin kullann
maslahatlannı sağlamaya yönelik olduğunu tasrili etmişlerdir. Dünya ve ahiret
maslahatlannın mevçut deliller tarafından içerildiği kabul edildiğinden, mevcut
-nihai- hükmün maslahat kabul edildiğinin göz önünde bulundurulması gerekir •
(bk. Gazali, Mustesfa, I, 310; İzzedclin b. Abdisseliim, Kavaid, I, 10; Şatıbı:, Muvafakat, I, 34).
Bu bakımdan mevcut hükümlerden bağımsız olarak, salt akıldan hareketle kurgulanacak maslahatın, Şan’in maksadı olan maslahatı teşkil ettiğini öne sürmek
bu önkabul açısından mümkün gözükmemektedİr. Nitekim tarihsel tecrübede
benzer bir teşebbüste bulunan Hanbeli fakih Necmeddin et-Tüfi’nin karşılaştığı
tepki, çoğunluğun böyle bir yaklaşımı şer’i hükümlerden, dolayısıyla da Şan’in
maksadından uzaklaşma olarak gördüğünün bir göstergesi sayılabilir.
Ganimetierin taksimi ve elıl-i kitap kadınlarlaevlenmekonusunda Ömer’-
den nakledilen farklı uygulamalar ise, imarnın (devlet başkanının) caizde tasarrufu kabilindendir ve ilgili ayetlerde gözetilen temel maslahata aykırı değildir ve
ilgili konulardaki temel maslahata nisbetle tali konumdadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir